15 Mayıs 2021 Cumartesi



Sürekli değişmediğimizden bahsederiz. Her zaman aynı kaldığımızı, zamanın asla bize uğramadığı konusunda inat edip dururuz. Oysa ne kadar inkar etsek de, uğruna bir çok savaş da vermiş olsak... Değişiyoruz. 

Huylarımız, karakterlerimiz, ağlarken ki mimiklerimiz, gülüşlerimiz, bakışlarımız, hal ve tavırlarımız, el kol hareketlerimiz, belki de en sık kullandığımız kelimelerimiz...


Başlarda göz ardı ettiğimiz bu farklılıklar, zamanla kendini gözler önüne sermeye başlar. Biz hiç farkında olmadan bu değişimler gün yüzüne çıkıverir. Öyleyse, siz bunları ne zaman fark edersiniz?

Uzun zaman sonra ilk kez kendimize zaman ayırdığımızda, ya da hayat karmaşası yerini koca boşluğa bıraktığı o an: boş kaldığımız bir vakit diliminde...


Uzağa gitmeden, kendimizden pay biçelim. Çevremizin her şeye müdahale etmesi gibi, bu tür süreçlerde de pek çok diyaloğa bizzat şahit oluruz.

''Sen sanki bunu pek sevmezdin.'' diyorlar, ama artık sevebileceğinizi kimse düşünmüyor. 
''Bu senin en sevdiğin şarkıydı, nasıl şu an beğenmiyorsun?'' diyorlar, ama başka şarkılarda kendimizi anlamlandırma ihtimalimizi göz ardı ediyorlar. Herkesin değiştiğini söyleyip, kendi değişimleri ile asla ilgilenmiyorlar. Elbette haklılar. 

Başlarda herkes için zordur alışkanlık ettiği şeylerin değişmesi, hatta imkansız. Ama oluyor. Nasıl olduğu anlaşılmasa, inkar da edilse oluyor. 

Yani sonuç olarak: sürekli, hatta ufak saniye farkları ile bile değişebiliyoruz. Kimse değişmediğini söyleyip inkar etmesin. İnanmam.














Hiç yorum yok:

Yorum Gönder